Archive for Dezember, 2009

Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borcu 2013 yılında tamamıyla bitiyor.
Türkiye’nin IMF’ye olan yaklaşık 8 milyar dolarlık borcu, geri ödeme planı içinde 2013 yılında sona eriyor. Bu arada Türkiye, daha önce IMF ile yapılan geri ödeme anlaşması çerçevesinde, bu yıl herhangi bir borç geri ödemesi yapmadı.
IMF İLE ŞİMDİYE KADAR 19 STAND-BY ANLAŞMASI YAPILDI
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile şimdiye kadar 19 defa stand-by anlaşması yapan Türkiye, bunlardan sadece son iki stand-by’ı başarıyla tamamlayabildi.
Son iki stand-by anlaşmasında dikkati çeken bir başka nokta ise her iki anlaşmanın da, herhangi bir ekonomik kriz nedeniyle gerçekleştirilmemiş olması.
Türkiye’nin IMF ile ilişkilere başlaması ile birlikte, ilk stand-by anlaşmasının yapıldığı tarih ise 1 Ocak 1961… Bu ilk stand-by anlaşması bir yıl sürüyor ve 31 Aralık 1961′de sona eriyor.
Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin başlaması da IMF ile stand-by düzenlemelerinin başladığı döneme rastlıyor. 30 Mart 1962′de IMF ile yeni bir düzenlemeye giden Türkiye’nin bu anlaşması bir yıldan da az sürdü ve 31 Aralık 1962′de bitti. 15 Şubat 1963′te üçüncü stand-by’a giden Türkiye’nin söz konusu anlaşması ise yaklaşık dokuz ay sürdü. Dördüncü stand-by, 15 Şubat 1964 tarihinde başlarken, bu anlaşma da 31 Aralık 1964′de bitti.
Türkiye, 1961 yılından, 1970 yılına kadar her yıl, IMF ile bir stand-by gerçekleştirdi. Anlaşmalar genellikle bir yıl dolmadan sona erdi. 1970′ten, 1978′e kadar IMF’ye sekiz yıllık bir ara veren ve bu süre içinde stand-by anlaşması yapmayan Türkiye, 1978 yılından 1980 yılına kadar IMF ile yeniden birer yıllık stand-by anlaşmaları imzaladı.
Türkiye, 18 Haziran 1980′de ilk kez IMF ile en uzun stand-by anlaşmasını yaptı ve bu anlaşma 17 Haziran 1983′te sona erdi. 1983 yılında yeni bir stand-by düzenlemesine giden Türkiye’nin bu anlaşmasının süresi bir yıl sürdü.
STAND-BY’A 10 YIL ARA
Türkiye, 1984′ten 1994′e kadar IMF ile stand-by düzenlemesine gitmedi. 8 Temmuz 1994′te yapılan stand-by ise 26 Eylül 1995′te sona erdi. 1999′a kadar stand-by düzenlemesine gitmeyen Türkiye, 1999-2002 döneminde 17. stand-by düzenlemelerini gerçekleştirdi.
En son 18. stand-by düzenlemesine 4 Şubat 2002′de başlayan Türkiye, 4 Şubat 2005′te bu anlaşmanın sona ereceği tarihten önce Ocak 2005′te 19. stand-by’a gitti.
47 YILLIK SÜREÇTE 50 MİLYAR DOLAR
Türkiye’nin, IMF ile 47 yıl içinde gerçekleştirdiği stand-by anlaşmaları genelde, bitmesi gereken zamandan önce başarılamadan sona erdi.
47 yıllık stand-by döneminde, genellikle krizlerin ardından mecburi olarak bu düzenlemeye giden Türkiye, bu süreçte IMF’den 50 milyar doların üstünde kaynak sağladı.
Türkiye’nin, 2010 yılı genel finansman programıyla gerçekleştirilmesi planlanan borç servisi ve finansman durumuna göre, 2010 yılında, 149,6 milyar lira anapara ve 50,7 milyar lira faiz olmak üzere toplam 200,3 milyar lira tutarında borç servisi gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Borç servisinin 182,6 milyar lirasının iç borç, 17,7 milyar lirasının da dış borç servisi olarak yapılması bekleniyor.
STAND-BY NEDİR?
Stand-by düzenlemesi, en sık kullanılan IMF mekanizmalardan biri olarak kabul ediliyor. Genellikle 1-3 yıllık bir süreyi kapsayan Stand-by düzenlemelerinde, IMF kaynaklarının kullanımı belirli şartlara bağlanıyor. Kredi kullanan ülke, IMF İcra Direktörleri Kurulu;na sunduğu Niyet Mektubunda, ödemeler dengesi problemlerini makul bir süre içerisinde düzeltmeyi amaçlayan politikaları uygulayacağını taahhüt eder. Böylelikle, IMF kaynaklarını kullanan ülkelerin, ekonomilerindeki yapısal sorunları çözerek borçlarını ödeme kapasitelerini artırmalarının temin edilmesi amaçlanmaktadır.
Stand-by düzenlemeleri sadece gelişmekte olan ülkelerin kullandığı bir mekanizma olmayıp, birçok sanayileşmiş ülke de bu mekanizma ile Fon kaynaklarından yararlanabiliyor. Stand-by düzenlemeleri kapsamında kullanılan kaynakların vadesi, 2 yıl 3 ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere toplam 4 yıl olarak belirleniyor. Bu vade, üye ülkenin talebi ve İcra Direktörleri Kurulu;nun onayı ile 3 yıl 3 ayı geri ödemesiz dönem olmak üzere toplam 5 yıla uzatılabilmektedir. IMF’nin Stand-by düzenlemeleri kapsamında kullanılan kaynaklara ilişkin faiz oranı, kullanılan kaynağın üye ülke kotasına oranına göre değişiyor.
“hurriyet”

imgresTürkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na (IMF) borcu 2013 yılında tamamıyla bitiyor.Türkiye’nin IMF’ye olan yaklaşık 8 milyar dolarlık borcu, geri ödeme planı içinde 2013 yılında sona eriyor. Bu arada Türkiye, daha önce IMF ile yapılan geri ödeme anlaşması çerçevesinde, bu yıl herhangi bir borç geri ödemesi yapmadı.

IMF İLE ŞİMDİYE KADAR 19 STAND-BY ANLAŞMASI YAPILDI

Devamı/mehr… »

2010 yılı’nda uygulamaya sokulacak olan Asgari Ücreti belirkemek üzere toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu birinci ve ikinci altı ay için belirlenen Asgari Ücreti bildirdi.
Asgari ücreti belirlemek üzere yapılan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında gerçekleştrilirken toplantıya, Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal Sayın ve TİSK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nafiz Konuk başkanlığındaki bakanlık ve işveren heyetleri katıldı. İşçi temsilcisi Türk-İş ise daha önce aldığı karar doğrultusunda toplantıya katılmıyordu.
Toplantıdan çıkan sonuca göre:
Asgari ücret, 1 Ocak 2010′dan itibaren, 16 yaşından büyükler için brüt 729, net 577.01 lira, 16 yaşını doldurmamış işçiler için ise brüt 621, net 499.62 lira olarak belirlendi.
Komisyon, gelecek yıl uygulancak olan asgari ücreti tespit etti.
Buna göre, asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 1 Ocak 2010′dan itibaren brüt 729, net 577.01 lira olarak belirlendi. 16 yaşından büyükler için belirlenen asgari ücretin işverene maliyeti 885.73 lira olacak

Tam boyutlu görseli gösterTürkiye’de 2010 yılı için uygulamaya sokulacak olan Asgari Ücreti belirkemek üzere toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu birinci ve ikinci altı ay için belirlenen Asgari Ücreti bildirdi.

Asgari ücreti belirlemek üzere yapılan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında gerçekleştrilirken toplantıya, Çalışma Genel Müdürü Ali Kemal Sayın ve TİSK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nafiz Konuk başkanlığındaki bakanlık ve işveren heyetleri katıldı. Devamı/mehr… »

Ekonomik krizin yarattığı durgunluktan büyük ölçüde nasibini alan ve reel bazda ciddi küçülme yaşayan sigortacılar, sektörün 2010’un ikinci yarısında büyüme trendini yakalayacağına, karlılığın ise 2011’e kaldığına değiniyor.
2009 yılında sigorta sektörüne ekonomik kriz damgasını vururken, reel bazda ciddi anlamda küçülen sigortacılar, 2010 yılına umutla bakmaya çalışıyor.2009 yılında global kriz nedeniyle hemen hemen tüm sektörlerde yaşanan durgunluktan en çok sigortacılık nasibini aldı. Özellikle sigorta sektörünün lokomotifi sayılan kasko ve trafikten oluşan otomobil sigortaları, otomobil satışlarının durma noktasına gelmesiyle ciddi darbe aldı. İnşaat sektörünün yavaşlamasıyla da konut poliçeleri satılamadı. Sanayi üretimindeki duraklama da nakliye ve mühendislik sigortalarını vurdu. Sonuçta sigorta sektörü 2009 yılında reel olarak yüzde 5’ler seviyesinde küçülme yaşadı.
Sektörün kârlılığı düştü
2008 yılında sektörün karlılığı 361 milyon TL’iken, bu yıl 189 milyon TL’ye geriledi. Bu yıl kriz nedeniyle daralan piyasalarla birlikte sigorta sektörü ikinci darbeyi de faizlerin düşüyle yaşadı. Geçtiğimiz seneler, mali karlarla genel giderlerini karşılayan sigorta şirketleri, 2009 yılında faizlerdeki düşüş nedeniyle mali kar elde edemedikle-rinden, genel giderlerini de karşılamakta zorlandılar. Yılın ikinci yarısında yaşanan ve 1999 depreminden sonra en büyük doğal afet olarak nitelendirilen sel felaketi ise, global krizden etkilenen sigorta sektörünün belini büktü. Selin sigorta şirketlerine maliyeti, 750 milyon TL oldu. Sigorta sektörünün temsilcileri, Türkiye’de sigorta sektörünün krizlere en duyarlı sektörlerin başında geldiğini belirterek, ekonomi büyürken sektörün iki kat reel büyüdüğünü, ancak daralma dönemlerinde ise iki kat fazla küçüldüğünü söylüyor. Sigortacılar, 2010 için beklentilerini söylerken temkinli hareket ediyor ve 2010’un zor bir yıl olacağını savunuyorlar.
Zorlanacağız
Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, “2010 yılında sektörün önünde keskin bir virajın olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıl sektör büyümede zorlanacak. Fiyat odaklı rekabet devam edecek. Hasar maliyetlerine bağlı olarak hasar prim oranı yükselecek. 2010’un, konsolide olmamış 33 oyunculu zor bir pazar olacağını düşünüyorum. Sigorta sektörü, yüksek faiz ve enflasyonist dönemlerde elde edilen mali gelirler ile teknik zararlarını karşılıyordu. Reel ekonomide yaşanan daralma ile gevşeyen para politikaları sonucu azalan faizler, şirketlerin teknik kara odaklanmalarını sağlayacak” dedi.
Krizin etkisi azalacak
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su şöyle konuştu: “2010 yılında krizin etkilerinin daha da azalması ile sektörün reel olarak büyümeye başlayacağını tahmin ediyoruz. Finansal anlamda, 2009 yılında faiz oranlarında kademeli düşüş yaşanmış olmasına rağmen, ortalama faiz getirisi halen iyi sayılabilecek seviyelerdedir. 2010 yılında ortalama faiz gelirlerinin önceki yılın gerisinde kalması, dolayısıyla finansal gelirlerin daha düşük gerçekleşmesi beklenebilir. 2009 yılında sigorta sektörünün performansında krize rağmen bir artış da gözlemlendi. Reel olarak büyümenin 2010 yılı itibariyle yaşanacağını düşünmekle birlikte, önümüzdeki dönemde sektörde, risk seçimi ve fiyatlama konularında daha fazla çaba harcanacak.”
2011’de kâra geçeriz
LİBERTY Sigorta Genel Müdürü Ragıp Yergin, “Özellikle teknik karlılığın düştüğünü ve yılın son çeyreğinde yaşanan sel felaketinin etkilerinin 2010’a da yansıyacağını düşündüğümde, sektörün karlılıktan bahsetmek için 2011’i bekleyeceğini söyleyebilirim. Sigorta sektörü bir değişim süreci içinde. 2005 yılına kadar sektörde karlar, fiyatlar, tarifeler iyiydi. Nakit akışından yaratmış olduğunuz fonların yüksek faizlerle katkısı da gayet iyiydi. Ancak 2008’de başlayan ve 2009’da etkisini global krizle birlikte artıran, nakit bazlı bir dönemden bir anda rekabetin yoğunlaştığı, müşteri odaklı olma ihtiyacının arttığı, faizlerin düştüğü ve teknik sigortacılık ihtiyacının arttığı bir döneme girdik. Bu duruma; şirketler, zaman içinde adapte olacak” dedi.
En kötüsünü atlattık
EUREKO Sigorta Genel Müdürü Okan Utkueri, “Mali piyasalara baktığımızda krizden çıkışın 2010 yılıyla birlikte başlayacağı yönündeki görüşlerin ağırlıkta olduğu görülüyor. Piyasalardaki dalgalanmaların hayat dışı sigorta branşlarına daha geç yansıdığı düşünüldüğünde; hayat dışı sigorta sektörü için pozitif gelişmelerin, 2010 ile başlayacağını ve ikinci çeyrekte ise, reel büyüme bekleyebileceğimizi söylemek doğru olacaktır. Öte yandan, krizle birlikte alevlenen fiyat rekabeti yüzünden düşen ortalama primler, özellikle hayat dışı sektör için son çeyrekte büyümenin nominal düzeyde kalacağı yönünde ipuçları vermektedir. Reel büyüme biraz zaman alabilir ama ülke olarak, sektör olarak en kötüsünü atlattığımızı düşünüyoruz” dedi.
“haberler”

Haber 2010 Zor Bir Yıl OlacakEkonomik krizin yarattığı durgunluktan büyük ölçüde nasibini alan ve reel bazda ciddi küçülme yaşayan sigortacılar, sektörün 2010’un ikinci yarısında büyüme trendini yakalayacağına, karlılığın ise 2011’e kaldığına değiniyor.

2009 yılında sigorta sektörüne ekonomik kriz damgasını vururken, reel bazda ciddi anlamda küçülen sigortacılar, 2010 yılına umutla bakmaya çalışıyor.2009 yılında global kriz nedeniyle hemen hemen tüm sektörlerde yaşanan durgunluktan en çok sigortacılık nasibini aldı. Devamı/mehr… »

İSTANBUL – Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, şirketin halka arzı için 8 Ocak’ta yetkilendirme yapmayı planladıklarını ve halka arz için 2010 yılının ikinci yarısı ya da 2011 yılının ilk çeyreğinin tavsiye edildiğini söyledi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) düzenlediği “birFİKRİNmiVAR” projesiyle ilgili toplantı öncesinde Reuters’ın sorularını yanıtlayan Sabancı, “8 Ocak’ta herhalde yetkilendirme yapacağız. 10 aracı kurumla görüştük, 4 firmalık bir kısa liste yaptık. Hepsinin müşterek noktası 2010′un ikinci yarısı veya 2011′in ilk çeyreği piyasalar açılacak demeleri” dedi.
Sabancı, şirketin hangi oranda hissesini halka arz etmeyi planladıklarına ilişkin bir soruyu ise, “Burada minimum halka arz rakamı var. Bu takriben 100 milyon dolar. Bu rakam bizim rakam değil. Uzun vadeli yatırımcıların bu işe vakit ayırması için beklediği büyüklük. 100 milyon dolardan yola çıkarak değerlemelerin ne olacağını biliyorsan şirketin minimum yüzde kaçını halka açması gerektiğini bulabilirsin” sözleriyle yanıtladı.
Sabancı, değerleme konusunda Esas Holding hissedarlarının bir beklentisi olduğunu, ancak rakamı konjonktürün ve yatırımcıların belirleyeceğini de sözlerine ekledi.
Pegasus Havayolları’nın halka açılmasının ardından THY’den sonra İMKB’de işlem gören ikinci havayolu şirketi olacağını hatırlatan Sabancı, “(Halka arz ile) Şirketin bilançosunda satın almalar için kaynak oluyor. Halka arzla sağlayacağımız kaynağı bu alanda veya uçak siparişlerinde kullanabiliriz” dedi.
Sabancı, Pegasus’un gelecekte bugüne kadar kaydettiğinden çok daha hızlı büyümesini öngördüklerini belirtirken, “Bundan sonra daha hızlı büyüyeceğiz. Daha açıklamadığımız uçak siparişleri var. O zaman da dış kaynağa ihtiyaç var. Biz bunu biraz da borsadan alalım diyoruz” diye konuştu.
İralndalı Aer Lingus , Silkar Yatırım ve Net Holding’in ortak girişimiyle 1990 yılında kurulan Pegasus Havayolları’nı, 2005 yılında Esas Holding satın aldı. Esas Holding’in elinde ayrıca Avrupalı havayolu şirketi Air Berlin’in de hissesi bulunuyor.
Grubun internet sitesindeki bilgiye göre Esas Holding, Air Berlin’de yüzde 15.3 payla en büyük hissedar konumunda.
NTV

imgresİSTANBUL – Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, şirketin halka arzı için 8 Ocak’ta yetkilendirme yapmayı planladıklarını ve halka arz için 2010 yılının ikinci yarısı ya da 2011 yılının ilk çeyreğinin tavsiye edildiğini söyledi.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) düzenlediği “birFİKRİNmiVAR” projesiyle ilgili toplantı öncesinde Reuters’ın sorularını yanıtlayan Sabancı, “8 Ocak’ta herhalde yetkilendirme yapacağız. 10 aracı kurumla görüştük, 4 firmalık bir kısa liste yaptık. Devamı/mehr… »

ABD’nin Texas bölge Mahkemesi Ağustos ayında şok bir karar alarak Microsoft’un Word yazılımını satmasını yasaklamıştı. Bu yasağa sebep olarak ise Word’de i4i adlı bir yazılım şirketine ait olan XML özelliklerinin izinsiz kullanılması gösterilmişti. Mahkeme bununla da yetinmiyeyip bir başka karar daha alarak Microsoft’a para cezası vermişti. Microsoft ise bir yandan bu yasak ile uğraşırken öte yandan Office 2010′u piyasaya çıkarmaya çalışıyor.
Office 2010 çabaları
Verilen bu karara itiraz eden Microsoft yetkilileri, davayı bir üst mahkemeye taşımışlardı. Fakat ABD Temyiz mahkemesi, Mahkemenin geçtiğimiz Agustos ayında alınan kararını bozmayarak kararın aynen uygalanağı hükmünü verdi. Bu durum doğrultusunda Microsoft, 11 Ocak 2010 tarihinden itibaren bahsi geçen XML özelliklerini taşıyan Word sürümlerini satamayacak. Ancak bu durum, Word’un raflardan kalkacağı anlamına gelmiyor elbette. Şirketin, yasağın başladığı tarihe kadar  söz konusu özellikleri barındırmayan bir Word sürümü yayınlaması bekleniyor. Böylece alınan kararın Office ya da Word satışlarına bir etkisi olmayacak.

imgresABD’nin Texas bölge Mahkemesi Ağustos ayında şok bir karar alarak Microsoft’un Word yazılımını satmasını yasaklamıştı. Bu yasağa sebep olarak ise Word’de i4i adlı bir yazılım şirketine ait olan XML özelliklerinin izinsiz kullanılması gösterilmişti. Mahkeme bununla da yetinmiyeyip bir başka karar daha alarak Microsoft’a para cezası vermişti. Microsoft ise bir yandan bu yasak ile uğraşırken öte yandan Office 2010′u piyasaya çıkarmaya çalışıyor.

Office 2010 çabaları

Verilen bu karara itiraz eden Microsoft yetkilileri, davayı bir üst mahkemeye taşımışlardı. Fakat ABD Temyiz mahkemesi, Mahkemenin geçtiğimiz Agustos ayında alınan kararını bozmayarak kararın aynen uygalanağı hükmünü verdi. Devamı/mehr… »